Saat ve TarihHABER ARAKare - Moda Reklam
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
Tahirnen Zühre1
09.Ekim.2008 Kemikli Dere Köyünden Bir Derleme Çalışması: “Bir Aşk Masalı…” Anonim halk edebiyatı ürünleri, İslamiyet öncesi Türk edebiyatının bir devamı olarak nesilden nesile, devirden devire anlatıla anlatıla günümüze kadar süregelmiştir. Halkın içinden çıkan, halkın diliyle, halktan halka iletilen bu değerli milli varlıklarımızı derlemek bizim asli görevimiz olmalıdır. Bu varlıkların yazılı edebiyata kazandırılması, halkiyata gönül vermiş akademisyen hocalarımızın çalışmaları ve onların bizim gibi amatör ruhla çalışanlara teşvikleriyle mümkün olacaktır. Bu vesileyle Cumhuriyet Üniversitesi Halk Edebiyatı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Doğan KAYA hocamı yürekten teşekkür ederim. Onun azimkârane çalışmaları bize örnek olmuştur. Onun güveni, bizleri ziyadesiyle cesaretlendirmiştir. Derlemede, aşağıda da görüldüğü üzere, yörenin ağız özelliklerini bozmadan vermeye çalıştık. Çalışmalarımızla halk edebiyatına bir katre katkımız olabilirse kendimizi bahtiyar addedeceğiz. İyi okumalar… TAHİR İLE ZÜHRE Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Bir padişah ile bir veziri varmış. Padişahın vezirin, zamanında hiç çocuğu olmamış. Bir gün padişahın karısının rüyasına bir derviş girmiş. Derviş: —Yılgın dağına git. Orda bir elma ağacı var. Elma ağacında bir elma var. Onu kopar. Evde yiyin, çocuğunuz olur, demiş. Geliyola o Yılgın dağından elmayı getiriyola. Padişah altın bıçakla altın tabak içinde elmayı kesmiş. Bir parça elmayı padişahın hanımı yimiş, bir parça elmayı vezirin hanımı yimiş, bir parçasını padişah yimiş, bir parçasını da vezir yimiş. Bir de evlerinde lala varmış. Kabığını demişler ki “Götür at.” O da giderken kabığını yimiş. Kokmuş mis gibi çok güzel elma. Gel zaman git zaman kadınlar hamile kalıyala. Bir gün hamile olduktan sonra oturuyolar: —Vezirim, senin kızın olsa oğluma verir misin? diya padişah. Vezir de: —Senin kızın olsa oğluma verir misin? diye soruya. Veririm diya o da. Bunlar ikrar veriyola. Zaman geçiyo, padişahın kızı olmuş, vezirin oğlu olmuş. Hayli bir zaman sonra lalanın da oğlu olmuş. Vezirin de lalanın da, çocukları büyümüş. Adını koymak için toplanmışlar. Bir türlü adını koyamazlarmış. Bir gün toplanıyolar, dağılıyolar. Bir derviş geliya: —Getirin benim bacenin güllerini, diya. Getirip gelseler ki bir kucak ot, gül. Bu otlar değil diya. “Elmanın güllerini getirin.” Getirip geliyalar çocukları. Sağ dizine oğlanı oturtup, sol dizine gızı oturtuyo. Oğlana, senin adın “Tahir” olsun. “Kırk manda çifti kuvvetin olsun!” diya. Kıza da senin adın “Zühre” olsun. “Saçın uzun, aklın kısa olsun” diya. Kapıdan derviş çıkarkene, o kapıdaki lalası tutuya kolundan. “Dedem bu da elmanın kabığından oldu!” diye söylüyo. Onun adını da “Garaçor” koyuya. “Otuz dokuz manda kuvvetin olsun!” diya. Bunlar hayli zaman büyüyolar. Tahir’nen Zühre gidip gül bacedeki köşke yatıyolar. Orta yere kılıç koyuyolar. Zühre sen kötü göznen dönürsen seni kessin. “Ben dönersem beni kessin” diyo Tahir. Bunu arıyo, sağa sola bakıyo, bulamıyo Garaçor. Gül bacede şavkların yandığını görüyo. Geliyo ki, Zühre’ynen Tahir bir yatakta yatıyo. Gidiya, padişaha bir selam çakıya: —Padişahım, elden duyup eli kesesiye, benden duy beni kes, diya. —N’oldu? N’oldu Garaçor. Bu haber 483 defa okunmuştur.
|
GALERİPuan Durumu |
|||||||
|
© ZedTeknoloji Web Hizmetleri - 2008-2011 - Tüm Haklari Saklıdır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||